YAZARLAR
KATEGORİLER
- Ahmet Latif (5)
- Anlık Yansımalar (26)
- Damlalar (129)
- Düş Sözlüğü (1)
- Genel (245)
- İsmet Selim (134)
- Komik Diyaloglar (1)
- Ömer Faruk (77)
- Ömürlük (1)
- Ranâ Kurşunî (17)
- Yazarlarımızdan Özlü Sözler (12)
ARŞİVLER
- Ocak 2024 (2)
- Eylül 2023 (1)
- Kasım 2022 (1)
- Temmuz 2022 (2)
- Nisan 2022 (1)
- Mart 2022 (1)
- Şubat 2022 (4)
- Ocak 2022 (1)
- Aralık 2021 (1)
- Ağustos 2021 (13)
- Temmuz 2021 (4)
- Haziran 2021 (6)
- Mayıs 2021 (7)
- Nisan 2021 (11)
- Mart 2021 (12)
- Şubat 2021 (13)
- Ocak 2021 (12)
- Aralık 2020 (15)
- Kasım 2020 (16)
- Ekim 2020 (16)
- Eylül 2020 (17)
- Ağustos 2020 (15)
- Temmuz 2020 (15)
- Haziran 2020 (11)
- Mayıs 2020 (12)
- Nisan 2020 (15)
- Mart 2020 (9)
- Şubat 2020 (9)
- Ocak 2020 (8)
- Aralık 2019 (8)
- Kasım 2019 (8)
- Ekim 2019 (9)
- Eylül 2019 (9)
- Ağustos 2019 (8)
- Temmuz 2019 (8)
- Haziran 2019 (7)
- Mayıs 2019 (10)
- Nisan 2019 (9)
- Mart 2019 (7)
- Şubat 2019 (2)
- Eylül 2018 (1)
- Nisan 2018 (2)
- Eylül 2017 (1)
- Nisan 2016 (1)
- Ocak 2016 (1)
- Ekim 2015 (4)
- Temmuz 2015 (1)
- Mayıs 2015 (1)
- Şubat 2015 (5)
- Ocak 2015 (6)
- Kasım 2014 (1)
- Ekim 2014 (8)
Bültenimize abone olun
30 Mart 2020
Tam okunacak zaman. Az çok demeden tam yazılacak zaman. Ama insan kendi hayatının esiri olursa hiçbirşey yapamıyor işte. Tam da benim halim bu.
Elinde olmayan değerler için hayaller kuran insanoğlu, o değerler eline geçtiğinde başka abur cuburlara bakarken buluyor kendini. Biz eksik olmak için mi yaratıldık. “Duanız olmasa, ne ehemmiyetiniz var!” Dua etmeyenler tam mı? Dua edersek eksilir miyiz?
Bakalım neler değişecek hayatlarımızda, benim hayatımda? Ben ahiret çok eğlenceli olacak derdim hep. Bir de baktım ki, ahiret bu dünyada başladı.
23 Mart 2020
Ne değişecek? Biz mi? Değişecek miyiz? “Alışkanlıkları değiştirmek, atomu parçalamaktan zordur.”
Yine zulüm devam edecek, yine yalan devam edecek. Fayda için gözler kapanacak, kulaklar sağır olacak yine. Açlık, doymamazlık, vurdumduymazlık bitecek mi?
Güç için iktidar olmayı istemeyecekler mi artık Harun’dan dönme Karun’lar? Zenginin zulmü arsa, parsel kapmaca ise Halk Ekmek sırasında öne geçmek fakirin fakire zulmü değil mi? Hadi zenginin zulmü izana geldi diyelim açıkgöz fakirin yediği haklar af mı edilecek?
Nasıl da hümanist kesildiniz can korkusunu görünce? Nasıl da kıçımızın üstüne oturduk sonunda ‘ölüm’ ve ‘cennet’ olunca? Ne kadar da isterdik oysa ki alemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz’e komşu olmayı?
İnsanlık! Hizaya gel! İsmet Selim! Hizaya gel! Getirirler! Yaşatmak için yaşamak kötü bişey değil. Ağlayarak kendini kandırma İsmet Selim!
Hizaya gel!!!
19 Mart 2020
Belki kaç haftadır gece 00:00’dan önce yatma hayalim var.
Hep niyetleniyorum ama bir türlü olmuyor. Hep bir küçük meşgale içinde buluyorum kendimi. Erken yatmaya karşı vücudum bir direnç oluşturmuş benden habersiz sanki. İyi mi kötü mü bilmem ama şu virüs salgını sebebiyle uykuyu iyi almak şart diyorlar.
Her şeye rağmen gecenin karşı konulmaz bir cazibesi var. Herkes uyurken, sen uyanıksın. Herkes dururken senin yol alma şansın var.
Gece, dışarının zifiri karanlık olduğu, tüm renklerin yok olduğu bir an. Siyah; yokluğun rengi. Varken yok olmanın resmi.
O yüzden gece; insanın kendinde olduğunu sandığı o şaşaalı duruşunun, gem vurulmaz sandığı o kibirli halinin yok olduğu bir an.
Gece; insanın dinginleştiği ve bir o kadar üretkenliğinin arttığı bir an.
16 Mart 2020
Senin içinde merhamet yoksa bakkaldan alıp koyamam ki.
Geçen hafta yayınlanan ve hızla yayılan bir youtube videosu konum. Bu video neden meşhur oldu ve dahil olduğum 6 ayrı whatsapp grubunda paylaşıldı anlamaya çalıştım bir türlü anlayamadım. İtalya’nın Milan şehrinde yaşayan ve orada Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi olan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı bir gencin çekip yayınladığı bir video. Şu sıralarda Kâinatı kasıp kavuran Covid-19 virüsüyle ilgili bir video. Okuyorum, dinliyorum, seyrediyorum titri prof olan enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının biri herkes maske takmalı diyor, biri sadece hastalık teşhisi konulanlar takmalı diyor, bir diğeri kimsenin takmasına gerek yok maske koruyucu değil diyor. Bu çocuk da “maske takması gerekenlere maske bulunamadı” diyor. Her ağızdan bir ses çıkıyor. Ben de diyorum ki insanlığın böyle bir olaya ihtiyacı varmış demek ki şapkayı önüne koyup, başını ellerinin arasına alması için. Her bir bireyin hem pirinç tanesi kadar kıymeti yok, hem de her birey tek başına tüm kâinatı yerinden oynatabilir. Kendinden başkasına değer vermeyenlerle, başkaları için, insanlık için karşılıksız fedakarlık yapabilenlerin duruşmasıdır bu. Kazanacak olan belli. Ben de dahil hizaya gelelim. Dayanışarak yaşamak yerine, güçlenerek bireyselleşenlerden olmayalım lütfen.
12 Mart 2020
Geldiydi gelecekti derken Türkiye’de de görüldü ilk vakıa.
Önce mental olarak hazırladık kendimizi sonra bedenen.
Şimdi herkes bir mayın tarlasında gezer gibi tedirgin. Rabbim hakkımızda hayırlısını versin.
Bana ölüm duygusunu hatırlatmasından ziyade başka bir kapı araladı bu huysuz virüs.
Düşünün ki Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs bir kaç ay içinde neredeyse tüm dünyaya yayıldı.
Yani bir insandan tüm dünyaya.
İnsanoğlu zahiren küçük ama etkisinin de ne kadar büyük olduğunu gördük.
O yüzden kimse kendini küçük görmemeli.
Bir nefes tüm dünyaya yayıldı.
Her insan bir nefes, bir söz, bir eylem, bir iyilik, bir gülücük, bir merhamet,
bir dua.
Her insan bir dünya…
09 Mart 2020
Gece giderken en büyük ihanetini sergiler, ona güvenen günahkârlara. Bir kez daha hılf-ül vaad olduğu ortaya çıkmıştır gecenin. Şeytanı bile cezbeden çağrılarında ihanet yoktu başlangıçta. Örttüğü acizlikler ortaya çıktığında, kaybolmuştur çoktan gece. Gecelerini Rabb olarak bilip ona sığınanlar, bir kez daha aldanmışlardır. Bilmezler ki aldananı aldatanın da haberi yoktur günahlardan.
06 Mart 2020
Hiç bir şeyi baştan savmamak gerek.
Her işi iyi kötü tamama erdirmek gerek.
Bugün baştan savdıklarımız yarın başımıza sarılır ve sorun olur.
O yüzden ufak büyük demeden her işi sonlandırmak gerek.
Lavabodaki damlatan musluk bunun en güzel örneğidir.
03 Mart 2020
Elimizdeki avucumuzdaki tüm değerler gitti. Biz değer üretemezsek ki üretilmişleri koruyamıyoruz enfekte olmuş bir dünyada enfekte olmuş ve aşısı bulunmamış virüsleriz hepimiz. Gittiğimiz yere kendimizi, değerlerimizi de götürdüğümüzden kaçsın bizden bebekler, korksun bizden temiz, virüs bulaşmayanlar.