YAZARLAR

KATEGORİLER

ARŞİVLER

Bültenimize abone olun

12 Aralık 2019

İsmet Selim kardeşimin pazartesi günkü Düşünür, Stratejist Yetiştirme Sorusu – 1 yazısında sormuş olduğu soruya cevaplar aradım.

Aklıma gelen cevapları bazı hususlarla birlikte yazmak niyetindeyim.

Öncelikle soruda geçen, ayaklarının altı yara oluncaya kadar yürüyen kişiyi ele alalım.

Bu kişi bu mantıkla, kendine işkence çektirecek kadar uzun bir yolu yaya olarak katederken stratejik düşünmesi gerektiği halde bunu yapamamış biri.

Şimdi eliyle uzansa yetişip kapısını tıklatabileceği tuvaletin dolu mu boş mu olduğunu anlamak için strateji geliştirebileceği konusunda güven vermiyor.

Ayrıca, bahsi geçen tuvaletin tek kişilik olduğu ve kapısının müşterilere bakıyor oluşu, olayın ikinci sınıf bir lokantada geçtiğini gösterir ki bu durumda hiç strateji geliştirmeye mahal vermeden herhangi bir garsonu çağırıp, hatta müdürünü(!), “bi bak bakalım tuvalet dolu mu boş mu” diye sorabilirsiniz.

Diyelim ki kahramanımız kibar bir insan olsun ve böyle kabalaşamasın. Rica bile etse isteği yerine getirilecektir.

Hani işin içinde yalan varsa garsona; “Pardon. Tuvalette bir düşme sesi geldi. Birine bişey olmasın. Bi bakın bence” deyip sonucu beklemek de mümkün. Ama bu yalana gireceğinden cevap olamaz.

Yine garsonu çağırıp kulağına; “Başım belada, tabancamı unutmuşum helada. Nereden baksan tutarsızlık. Nereden baksan ahmakça. Bir de sen gidip baksana” diyebilirsiniz. Garson ya tuvalete ya da polisi arayıp sizi ihbar etmek için telefona yönelecektir. Telefona yönelmesi durumunda tedirginliğe gerek yok. Sonuçta sadece bir şarkı mırıldandınız. Ama sanırım bu da cevap olamaz.

Sorudan anlaşılıyor ki soruyu hazırlayan bizi başka bir cevaba zorluyor. Biraz daha kafa yoralım madem.

Umulur ki en az kendisi kadar sıkışmış bir müşterinin tuvalete yönelmesini bekleyip dolu ya da boş olduğunu öğrenebilir. Boş ise müşteri tuvalete gireceğinden onun çıkışını beklemek yeterli olacaktır.

Tabi soruda en yakın zaman içinde tuvalete gitmek hedeflendiğinden ucu açık bir zaman olacağından bu seçenek pek uygun olmayacak. Şimdi burada bütün müşterilere hemen içmeleri kaydıyla ikişer litre su ısmarlayıp süreci hızlandırma seçeneği de var. Ama lokantaya geldiği o kadar yolu yaya gelecek kadar para sıkıntısı çeken birinden bunu beklemek mantıklı olmayacaktır.

Oturduğu noktadan tuvaletin kapısına çatal, bıçak fırlatmak da mümkün ama bunun sonucu olarak sizin de dışarı fırlatılmanız en az o kadar mümkün.

Gördüğünüz gibi seçeneklerimiz azalıyor.

Yangın var deyip kaos oluşturmak ve o gürültü ile içerde varsa birinin çıkmasını sağlamak olabilir mesela. Yok ama, düşündüm de olmaz. Soruda “Düşünür” de diyor çünkü.

Bakalım elimizde başka neler var.

Hımm. Şimdi kahramanımız ufak bir gözlemle de yaklaşık bir sonuca ulaşabilir. Diyelim içeride 6 masa var. Sonuçta küçük bir lokanta olduğunu başta anlamıştık! Evet 6 masaya göz gezdirir. Üzeri toplanmayan bir masa var mı bakılır. Eğer üzeri toplanmamış bir masa varsa, tahmin eder ki o masanın müşterisi tuvalettedir. Bir çok handikapa rağmen bir seçenek sonuçta.

Evet. Benden bu kadar. Bakalım bizim düşünür, stratejist, yorgun ve yaralı kahramanımız nasıl bir yöntem seçmiş kendine.

Bekliyoruz…

Yorum yapılmamış »

No comments yet.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URL

Leave a comment